Çatıya sürgün edildim: Oğlum yukarıda sakladığım sırrı asla hayal etmedi… ve bu onun kaderini nasıl değiştirdi
Soğuk ve düşmanca bir çatıda, bir anne sessizce “nefes al, nefes al” diye tekrarlar; sanki dua, dizlerinin acısını ve daha derindeki yarayı —terkedilmişliği— dindirebilirmiş gibi. Oğluna, Daniel’e, hayatını veren ve onu bütünüyle adayan Elena, kendi evinin en üst katına, “bir köpek gibi” sürülmüştür. Aşağıda, Daniel ve karısı Laura “yeni yuvalarını” kutlar, planlar kurar ve bir yalanı —bunama— gerçeğe dönüştürmek için çorbaları gizlice bozarlar. Hiçbirinin aklına gelmeyen ise, soğuğun ve aşağılanmanın sınırında, geçmişten gelen bir sesin —ölen eşi Gabriel’in— ve iki komşunun, Beto ile babası José’nin iyiliğinin Elena’nın her şeyi değiştirecek gücünü uyandıracağıdır. Ve o, bağırmadan, kanıtla, vasiyetle ve yasayla yapacaktır.
Elena, kıkırdayan dizleriyle basamakları tırmanır; Daniel onu aceleyle sürükler. Elena yalvarır: “Burada ne yapacağım?” O ise küçümseyerek yanıtlar: “Her şeyi düşündüm, jefa. Sana küçük bir oda ayarladım.” Bu “küçük oda”, battaniyesiz, açıkta kalan bir çatıdır. Elena, Gabriel’i anımsar: “Baban, bana nasıl davrandığını görse…” Daniel keser: “Babam öldü.” Laura zehrini ekler: “Birçok ihtiyar kadın bunu elde etmek için her şeyini verirdi.” Ve kapıyı kapatırlar.
İlk gece, soğuk içini deler. Bir çocuk duvardan atlar: “Ben yan komşunuz Beto’yum. Annemle ben, size nasıl davrandıklarını gördük. Size bir battaniye getirdim.” Elena sessizce ağlar ve küçüğü kutsar. Ertesi gün, Daniel onu sertçe uyandırır: “Aşağı inip kahvaltı hazırlayın, sonra tekrar çıkarsınız.” Elena, bacaklarına saplanan acıyla iner. Altarını —Gabriel’in fotoğrafı ve hatırları— Laura’nın çöpe attığını görür. Gelin hükmünü verir: “Çöpten başka bir şey değil.” Paramparça olan Elena, sokaktan kurtarabildiğini toplar.
Laura daha fazlasını ister: “İstediği gibi girmesin diye anahtarları değiştirmek gerek.” Daniel boyun eğer. Geçişi kapatır, mutfağı da “yalnızca misafir geldiğinde yemek yapıp temizlik etmesi için” ona açarlar. Aç kalan Elena, misafirler için yemek hazırlar; ona bir lokma bile ayırmazlar. O gece Beto, akşam yemeğiyle geri döner. “Oğlunuz size neden böyle davranıyor?” diye sorar. Kendi kendine sorulara dönüşmüş Elena, ancak şunu diyebilir: “Belki kötü bir anneydim.” Beto, yumuşakça karşı çıkar: “Sizi mutlaka çok seviyor, ama henüz farkına varmadı.”
Çatının loşluğunda, Elena bitap düşmüş dua eder. Daniel ve Laura ise başka bir sahnede, bir avukatla konuştukları planı tamamlarlar. Bir doktor “senil demans” raporu verirse, Daniel yasal vasi olacaktır; evi satıp emekli maaşıyla yaşamak mümkündür. Laura küçük bir şişe getirir: “Zararsız” ama sersemletip gevelemeye neden olan damlalar. Çorbaya damlatırlar. Daniel, aniden şefkatli, annesini “özel olarak onun için pişirilen” yemeğe çağırır. Elena, yumuşacık kalbiyle masanın başına oturur. Yer. Dakikalar sonra doktor gelir. Oda yana yatmış gibidir; Elena, dünyanın gevşediğini hisseder. Doktor hükmünü verir: “Refleksler yavaş, tutarsız konuşmalar; belirgin senil demans bulguları.” Hâkim ve noter için rapor hazırlayacaktır. Laura, masanın altında Daniel’in elini sıkar. “İşe yaradı,” diye gülümser.
O gece, Gabriel —düşte mi, hafızada mı, mucizeyle mi— Elena’ya görünür. “Henüz gitme zamanın değil. Önemli bir görevin var. Şu çekmeceye bak: Senin için bir şey var.” Uyanınca, ses kafasında çınlar. Elena çekmeceyi açar: yalnızca kâğıtlar ve fotoğraflar. “Bu muydu, Gabriel?” Sonra bir şeye takılır: Gabriel’in ona bıraktığı kilitli bir kutu. Anahtarı yoktur.
Beto yine gelir. Elena kutudan söz eder. “Babam çilingirdir, yardımcı olabilir.” Elena tereddüt eder, ama titreşen bir umutla sandığı uzatır: “Dikkat et, evladım.” Dakikalar sonra Daniel yeni bir maske takar: özürler diler, “güzel bir aile”den söz eder, Gabriel’in mezarına gitmeyi önerir. Laura, ışıl ışıl, bombayı bırakır: “Aile büyüyor.” Daniel sevinçle bağırır; sarılır. Yüzleri döner dönmez gerçek duyulur: “Bu kocakarı yuttu. Ondan kurtulacağım.”
Onu hileyle evden çıkarırlar. “Şimdi Daniel sorumlu, her şeyin sahibi o” diyerek, “soran olursa huzurevine yolladık” diyeceklerini söyleyerek, eşyalarıyla birlikte başka bir yerde bırakırlar. Elena kapıyı yumruklar: “Ben senin annenim, Daniel.” Yanıt gelmez. Sabah, Beto onu parkta titrerken bulur. Evlerine götürür. Babası José kutuyu açıp belgeleri inceler; yüzü aydınlanır: “Doña Elena, iyi haberler var.”
Daha önce José, onu çatıda dinlemiş ve “Sizi koruyan yasalar var. Yalnız değilsiniz. Ben avukatım,” demişti. Şikâyeti bizzat o yapmıştı. Bir devriye gelmiş, ama Daniel’in rüşvet verdiği polis görmezden gelerek gitmişti. Bu kez kutudakilerle José’nin elinde sağlam şeyler vardır: bir vasiyet ve kanıtlar.
Elena tekrar eve döner. İçeriden Laura tıslayarak konuşur: “Onu nereye kadar atmamız gerekiyor?” Daniel görünür; Elena anahtar sözcüğü düşürür: “Babanın vasiyetini buldum. İlginizi çekebilir.” Onu içeri alırlar. Elena titremez. “Beni dışarı attığınızda, beni bir köpek gibi çatıya sürdüğünüzde, altarımı söküp attığınızda, çorbama damlalar kattığınızda kazandınız…” Laura alay eder: “Sadece birazcık ot damlası, o kadar.” Elena, yükseltmeden sürdürür: “Beni sokağa da bıraktınız.”
Laura, Daniel’e ültimatom verir: “Karar ver: O mu, ben mi? Benim gibisini hiçbir yerde bulamazsın.” Daniel, kendine kör, omuz silkerek: “O benim hatunum. Bırak büyüyeyim, jefa.” Elena, ona son kez bakar: “Düşün. Hâlâ dönebilirsin.”
Kapı çalar. İçeri bir hukukçu ve bir görevli girer; Birinci Sivil Mahkeme’den tebligat. Daniel’in iddia ettiği “vesayet” iptal edilir. Kutuda saklanan Gabriel’in vasiyeti, Elena’nın taşınmazın meşru sahibi olduğunu belirler ve derhal tahliye emredilir. Ayrıca bağımsız tıbbi rapor, Elena’ya uyuşturucu bir madde verildiğini gösterir. Dahası var: İtirafları kaydedilmiştir; Elena’ya karakolda bir mikrofon yerleştirilmiştir. Daniel sızlar: “Bizi kandırdın, jefa.” Görevli, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma ve yaşlı istismarı suç duyurularını ekler; sabah mahkemeye gelmeleri tebliğ edilir, aksi hâlde yakalama kararı uygulanacaktır.
Daniel çöker: “Bunu nasıl yaptın, anne? Ben senin oğlunum!” Elena, nefretsiz: “Bir evlat annesini sokağa terk etmez. Hayat veren kadını ne çalar ne aldatır. Babanın bunu görmemesine seviniyorum.” Daniel son bir manevra dener: “O adamlar beynini yıkadı.” Ama Laura her şeyi parçalar: hamileliğin yalan olduğunu, yalnızca evi ve maaşı istediğini itiraf eder; Daniel’e “beceriksiz” der ve kapıyı vurup gider.
Paramparça Daniel, annesinden ikinci bir şans ister. Elena, acıyla ama kararlı: “Şansın vardı. Şimdi yüzleşme sırası sende. Adam ol. Öğren.” Daniel, gururla homurdanır: “Gidiyorum. Bir daha beni görmeyeceksin. Yalnız kalacaksın.” “Canımı yakacak,” der Elena, “ama senin büyümemen daha çok yakardı.” Oğul çıkar. “Çıkarken kapıyı kapat,” der Elena; artık hem evinin hem sesinin sahibidir.
Ertesi sabah Elena —José ve Beto eşliğinde— aydınlık bir yere varır: bir danışma ve etkinlik merkezi. Saat bire kabul randevuları vardır. Gülümseyerek karşılanır. José selam vermek için durur: “Başardıklarınız için tebrik etmeye geldim. Artık her şey çok iyi.” Elena minnetle Daniel’i sorar: onu bir daha görmemiştir; ders almış olmasını umar. José hatırlatır: “Bazen ihanet en beklemediğimiz yerden gelir; mühim olan, yalnız olmadığınızı anlamanızdır.”
Elena, José’yi içeri buyur eder, her şeyi nasıl düzene koyduğunu göstermek ve gelenlere bilgi vermek için yanında olmasını ister. O anda görür: Beto, küçük meleği, içeri süzülen ışığın içinde dikilmektedir. “Beto.” Duygusu taşar. Anıların müziği göğsünde çalar.
O gece, evde, Elena sessizliğe kalbini açar. “Gabriel, şimdi her şeyi anlıyorum. Hep yanımdaydın ve bana en güzel meleği yolladın.” Gözlerini kapar, derin bir nefes alır. Çatı artık zindanı değildir. Göğe bakıp yardım dilediği ve göğün cevap verdiği yerdir.
Hikâye gürültüsüz ama adil biter. Elena evini korur, onurunu geri alır ve yeni bir yol çizer: kendisine saygıyla bakan insanlarla çevrelenir, haklarını öğrenir, kendisine ait olanı geri kazanır. Gabriel’in vasiyeti yalnızca kâğıt değildi: hatıradan uzanan bir eldi. Mikrofon, suç duyurusu ve yasa gerisini yaptı. Daniel, kendi aynasına fırlatılmış halde, bizzat kapattığı kapıdan çıkar; belki bir gün değişmiş olarak döner, belki dönmez. Laura ise geldiği yerden kaybolur: hevesler ve yalanlar arasında.
Hayatın çatısında —o soğuğun kırbaçladığı yüksek yerde— Elena en gerçek sıcaklığı bulur: bir çocuğun dayanışmasını, bir komşunun kararlılığını, hâlâ onu kollayan bir eşin sesini. Bir gün biri “Ne oldu?” diye sorduğunda, kin tutmadan şöyle diyecektir: “Beni çatıya sürdüler ve oradan bütün göğü gördüm. Yalnız olmadığımı ve hâlâ kim olacağımı seçebileceğimi anladım.”
News
Şah Kulu İsyanı: Sofi’den Şeytana Dönüşen Lider ve İki Vezir-i Âzamın Kanlı Sonu
Şah Kulu İsyanı: Sofi’den Şeytana Dönüşen Lider ve İki Vezir-i Âzamın Kanlı Sonu Karanlık bir gölge, Anadolu’nun üzerine çökmeye başlamıştı….
Kanuni’nin Sırrı ve Dervişin Hançeri: Bir İmparatorluğun Gölge Hükümdarı Nasıl Susturuldu?
Kanuni’nin Sırrı ve Dervişin Hançeri: Bir İmparatorluğun Gölge Hükümdarı Nasıl Susturuldu? İkindi güneşi, 11 Ekim 1579’un son ışıklarını İstanbul’un mermerlerine,…
Uç Beyliğinden Devlete: Osman Gazi’nin 1302’de Yazdığı Kaderin Sırrı
Uç Beyliğinden Devlete: Osman Gazi’nin 1302’de Yazdığı Kaderin Sırrı 🌅 Söğüt’te Doğan Işık Tarih 13. yüzyılın ortalarıydı. Söğüt ve çevresi,…
Yüz Yıllık İhtişamın On Üç Günlük Sonu: Bağdat’ın Gururdan Felakete Akan Trajedisi
Yüz Yıllık İhtişamın On Üç Günlük Sonu: Bağdat’ın Gururdan Felakete Akan Trajedisi 🕌 Dicle’nin Karardığı O Gün Dicle Nehri’nin mürekkeple…
YÜZYILLARIN SÖNMEYEN IŞIĞI: Mostar Köprüsü’nün Yıkılan Mirası và Yeniden Doğan Umutları
YÜZYILLARIN SÖNMEYEN IŞIĞI: Mostar Köprüsü’nün Yıkılan Mirası ve Yeniden Doğan Umutları 🌉 Taşın Kalbindeki Köprü Mostar Köprüsü… O sadece Bosna-Hersek’in…
BÜYÜK KARANLIĞIN ORTASINDAKİ IŞIK: Üç Kral Annesi Kraliçe Catherine’in Yetim Kaderi
BÜYÜK KARANLIĞIN ORTASINDAKİ IŞIK: Üç Kral Annesi Kraliçe Catherine’in Yetim Kaderi 👑 Üç Kralın Annesi İtalyan asıllı Fransız Kraliçesi Catherine…
End of content
No more pages to load






