Sadece 3 Dakika Sürdü: HMS Hood’u Yutan ‘Canavar’ ve İngilizlerin Kanlı İntikam Manifestosu
1. AÇILIŞ: ÖFKELİ BİR BAŞBAKAN VE ALTI KELİMELİK EMİR
Londra, Mayıs 1941. Başbakan Winston Churchill’in yüzü, Kuzey Atlantik’in buzlu sularından gelen haberle öfkeden kıpkırmızı kesilmişti. Haber, bir felaketin, bir ulusal utancın habercisiydi.
Saatler önce, Kraliyet Donanması’nın gururu, yenilmez zırhlı kruvazörü HMS Hood, İzlanda yakınlarında sadece üç dakikalık bir çatışmanın ardından havaya uçmuştu. 1418 denizciden sadece üçü hayatta kalmıştı.
Suçlu: İlk görevindeki tek bir Alman zırhlısı.
Churchill, masasına yumruğunu vurdu ve sesi, savaş kabinesinin sessizliğini paramparça etti. Gözlerinde intikam ateşi yanıyordu. Emir basit, kısa ve kesindi:
“Bismarck’ı batırın—ne pahasına olursa olsun!”
Bu altı kelime, tarihin en büyük insan avını başlattı. Savaşın gidişatını değiştirecek, 50.000 tonluk bir çelik devini batırmak için Kraliyet Donanması, elindeki tüm gücü harekete geçirdi: Altı zırhlı, iki uçak gemisi, 13 kruvazör ve 21 destroyer. Tek bir hedefin peşindeydiler.
Bismarck, sekiz adet 15 inçlik topuyla, herhangi bir İngiliz takipçisinden daha uzağa ateş edebiliyor, gelişmiş radarı sayesinde düşman uçaklarını daha onlar kendisini görmeden tespit edebiliyordu. Bölmeli tasarımı onu neredeyse batırılamaz hale getiriyordu. Alman gururunun bu devasa parçası, işgal altındaki Fransa’nın güvenli limanlarına doğru son sürat koşuyordu.
Ancak, bir yara Bismarck’ın böğründen sızıyordu. Hood ile girdiği kanlı düelloda aldığı küçük bir darbe, geminin arkasında siyah bir petrol izi bırakıyordu. Bu iz, devasa bir çelik canavarı ele veren, kaderin acı bir cilvesiydi. İngiliz uçakları bu izi takip etmek üzere çok yakındaydı.
2. BÜYÜK AMBİSYON VE KAPTANIN HÜZNÜ
Rheinübung (Ren Egzersizi) Operasyonu’nun komutanı, Amiral Günther Lütjens, karaya demirlemiş gemide, Baltık Denizi’nin soğuk rüzgarını hissederken, kalbinde büyük bir sorumluluğun ağırlığını taşıyordu.
Bismarck, 1939’da Hamburg’daki Blohm & Voss tersanesinde suya indirilmiş, adını “Demir Şansölye” Otto von Bismarck’tan almıştı. Hitler’in bizzat katıldığı bu görkemli tören, Almanya’nın denizlerdeki yeni gücünü ilan ediyordu. Tam yüklü ağırlığı 50.000 tonu aşan bu zırhlı, 35.000 tonluk antlaşma sınırını hiçe sayan bir hırsın ürünüydü.
Geminin Kaptanı Ernst Lindemann, disiplini ve sadakatiyle tanınan bir kariyer subayıydı. 2.200’den fazla kişilik mürettebatın komutanı olarak, omuzlarındaki yükün farkındaydı.
Ancak, bu görkemli makinenin bir kusuru vardı: Bismarck, sadece motorlarını kullanarak yönlendirilmekte zorlanıyordu. Lojistik aksilikler, gemiyi aylarca limana hapsetmişti. Lindemann, mürettebatının aylardır beklemesine ve hayati zaman kaybına içerliyordu.
Atlantik stratejisi parçalanırken, Bismarck’ın görevi bir güç gösterisi değil, cesur bir kumar haline geldi. Amaç, müttefik konvoylarını hedef almak, ana savaş gemileriyle çatışmadan kaçınmak ve ticari deniz yollarını felç etmekti.
Lütjens, takviye gelene kadar beklemeyi istemişti. Ancak Berlin kararını vermişti: Bismarck, ne olursa olsun, yelken açacaktı.
3. KAÇIŞ VE İLK TEMASIN KAOSU
18 Mayıs 1941’de Bismarck, Gotenhafen’dan ağır kruvazör Prince Eugen ve üç destroyer eşliğinde süzülerek ayrıldı. Plan, fark edilmeden Norveç kıyısı boyunca ilerleyip, ardından Danimarka Boğazı’ndan geçerek açık Atlantik’e ulaşmaktı.
Ancak, fark edilmediler. Bir İsveç keşif kruvazörü onları tespit etti ve rapor, hızla Londra’ya ulaştı. Ertesi gün, bir RAF pilotu yüksek irtifadan çektiği fotoğraflarla görsel onayı sağladı. Kraliyet Donanması, avın başladığını biliyordu.
Amiral Lütjens, kader anında kritik bir hata yaptı. O akşam Bergen’den ayrılırken, yakıt tanklarını tam doldurmayı seçmedi. Kısa bir süre sonra destroyerler yakıt sınırlamaları nedeniyle geri döndü. Bismarck ve Prince Eugen, yalnız başlarına, fırtınaya doğru yol alıyordu.
23 Mayıs’ta, Bismarck’ın motorları Danimarka Boğazı’ndan geçerken 27 knot’ta gürlüyordu. Sis ve buzdağları, ani rota değişikliklerini zorunlu kılıyordu. Alacakaranlıkta, Alman radar operatörleri, 40.000 mil uzakta bir İngiliz kruvazörü, HMS Suffolk’u tespit etti.
İngilizler de Alman devini radarda yakalamıştı. Bismarck’ın 15 inçlik ana bataryaları gök gürültüsü gibi patladı. Suffolk, Bismarck’ın sarsıntıyla bozulan radarını fırsat bilerek duman perdesine sığındı. Amiral Lütjens, Prince Eugen’e öne geçmesini emretti ve cesur bir 180 derece dönüşle takipçilerine pusu kurmaya çalıştı. Ancak İngiliz radarı, manevrayı yakaladı. Kedinin fareyle oyunu başlamıştı.
4. HOOD’UN KADERİ VE TRAJİK ÜÇ DAKİKA
24 Mayıs 1941 sabahı, saat 5:05’te, Bismarck’taki gözcüler ufukta duman gördü. Yaklaşıyorlardı: Savaş kruvazörü HMS Hood ve yeni zırhlı Prince of Wales.
Hood, sadece bir gemi değildi; İngiltere’nin denizlerdeki gururuydu. 48.000 tonluk bu dev, yıllardır donanmanın amiral gemisi olarak hizmet ediyordu. Ancak, bir zayıflığı vardı: Güverte zırhı, modern deniz savaşının menzili ve gücüne karşı çok inceydi.
Saat 5:52’de Hood, 25.000 yarda mesafeden ilk atışını yaptı. Bismarck anında karşılık verdi. İlk salvolar hedefi ıskaladı, devasa su sütunları yükseltti.
Beş dakika sonra, Prince Eugen’den bir mermi Hood’un orta güvertesine isabet etti ve küçük bir yangın başlattı. Hood, açıyı kapatmak için dönmeye başladı.
Saat 5:59. O uğursuz an geldi. Bismarck’tan atılan beşinci salvo, havayı yararak Hood’a doğru süzüldü. 15 inçlik bir mermi, Hood’un zayıf güvertesini delip geçti ve doğrudan arka mühimmat deposuna ulaştı.
Patlama o kadar büyüktü ki, gemi ikiye bölündü. Alevler bin fit havaya fırladı, gökyüzünü turuncuya boyadı. Korkunç bir gümbürtü, okyanusun sessizliğini parçaladı.
Üç dakikadan kısa bir sürede, İngiltere’nin en güçlü savaş kruvazörü kayboldu. 1418 adamdan sadece üç kişi hayatta kalabildi. Bu, Kraliyet Donanması’nın tarihindeki en büyük tekil kayıplardan biriydi.
Prince of Wales şimdi yalnızdı. Topları arıza yapmasına rağmen, Bismarck’a ateş etmeye devam etti ve birkaç kritik isabet kaydetti. Bir mermi, Bismarck’ın pruva bölmesini delip 2.000 ton deniz suyunun içeri dolmasına neden oldu. Daha da önemlisi, yakıt tankına zarar verdi ve gemi, her hareketinde arkasında siyah petrol izi bırakmaya başladı.
Lindemann takip etmek istedi, ancak Amiral Lütjens reddetti. Görev, savaş gemilerini değil, ticaret gemilerini batırmaktı. Yakıt kaybıyla beraber, Bismarck artık Brest’teki güvenli limanlara ulaşmak zorundaydı.
Lütjens zor bir karar verdi. Prince Eugen’i ayrı bir rotaya gönderdi; Bismarck, kaderine doğru, yalnız ilerleyecekti. Ancak petrol sızıntısı devam ediyordu ve İngilizler, intikam arzusuyla yanarak, o izi takip ediyordu.
5. KAÇIŞ OYUNU VE RADYO HATASI
Kraliyet Donanması’nın tüm gücü artık tek bir hedefe odaklanmıştı. 24 Mayıs akşamı, uçak gemisi HMS Victorious, menzile girdi. Dokuz adet Swordfish torpido bombardıman uçağı, Bismarck’ı aramak için havalandı. Bu eski, çift kanatlı uçaklar, yavaş ve hantal görünüyordu, ama bir torpido taşıyabiliyorlardı.
Swordfish filosu, gece 11 civarında Bismarck’ı buldu. Uçaklar alçaktan saldırıya geçti. Yoğun hava savunma ateşiyle karşılaştılar. Üç torpidodan sadece biri, kalın zırh kuşağına isabet etti, ancak ciddi bir hasar veremedi. Bismarck karanlıkta kayboldu.
Ancak, takip devam etti. Kruvazör Suffolk, radarıyla Bismarck’ı takip ediyor ve pozisyonunu bildiriyordu.
25 Mayıs sabahı, beklenmedik bir şey oldu. Suffolk, kontağı kaybetti. Bismarck kaybolmuştu. Amiral Lütjens keskin bir manevra yapmış ve takipçilerini atlatmıştı.
İngiliz Amirali Tovey, bir tahminde bulunmak zorundaydı: Bismarck, Alman limanlarına mı yoksa Fransa’ya mı gidiyordu? Tovey, Fransa’ya bahse girdi ve filosunu Güneydoğu’ya yönlendirdi.
Ancak birkaç saat sonra Bismarck’tan gelen bir radyo mesajı, her şeyi değiştirdi. Lütjens, Berlin’e uzun bir rapor gönderiyordu. İngiliz radyo yön bulma istasyonları sinyali yakaladı, ancak bir hata yaptılar. Hesaplamalar, Bismarck’ın hâlâ kuzeyde olduğunu gösteriyordu. Tovey rotasını değiştirdi. Bu hata, İngiliz filosuna saatler kaybettirdi ve Bismarck farkı açtı.
6. SON ŞANS: UÇAK GEMİSİ ARK ROYAL
26 Mayıs sabahı, İngilizler hâlâ Bismarck’ı bulamıyordu. Bismarck kazanıyor gibiydi; Brest’ten sadece 700 mil uzaktaydı.
Ancak saat 10:30’da her şey değişti. İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri için uçan bir Amerikan yapımı Catalina deniz uçağı pilotu, bulutların altından geçerken Bismarck’ı gördü ve pozisyonunu hemen bildirdi.
İngilizler için zaman tükeniyordu. Amiral Tovey’in ana filosu çok uzaktaydı ve yakıtı azalıyordu. Tek şans, uçak gemisi HMS Ark Royal idi.
Öğleden sonra Ark Royal, 15 Swordfish uçağını saldırıya gönderdi. Hava berbattı. Pilotlar, şiddetli rüzgar ve yüksek dalgalarla mücadele etti.
Saat 21:15’te saldırı başladı. Bismarck’ın topları gökyüzünü doldurdu. Yavaş Swordfish uçakları, farklı açılardan saldırarak torpidolarını bıraktı. Çoğu ıskaladı, ancak en az iki torpido hedefi buldu.
İkincisi, Bismarck’ın kıç tarafına, tam dümen mekanizmasının yanına çarptı.
Patlama, dümeni sıkıştırdı ve kırmızı 15 derece sola kilitledi. Bismarck artık düz gidemiyordu; sürekli sola dönüyor, tam İngiliz ana filosunun geldiği yöne, Kuzeybatı’ya doğru ağır ağır sürükleniyordu.
7. DÜMENİN KADERİ VE SON MESAJ
Mühendisler buzlu suya girdi, hasarı onarmak için umutsuzca çalıştı. Ancak hasar çok ağırdı. Dümen kilitli kaldı. Kaptan Lindemann, motorları kullanarak yönlendirmeyi denedi, ama fırtına çok güçlüydü.
Amiral Lütjens durumu Berlin’e bildirdi: Gemi manevra yapamıyordu.
Saat 23:40’ı geçerken Lütjens, son mesajını gönderdi. Bu, bir teslimiyet değil, bir şehitlik yeminiydi:
“Gemi manevra yapamaz durumda. Son mermiye kadar savaşacağız. Führer’e uzun ömür.”
Gece karanlığında İngiliz destroyerleri, aralarında Polonya destroyeri ORP Piorun’un da bulunduğu gemiler, Bismarck’ı buldu. Piorun, anavatanındaki katliamın intikamını almak istercesine ışıklarını yakarak saldırdı. Saldırılar tüm gece sürdü, ancak Bismarck hâlâ yüzüyordu.
Sabah yaklaşırken, Lütjens, geminin savaş günlüğünü ve son mesajlarını taşıması için bir deniz uçağını fırlatmayı emretti. Ancak mancınık hasar görmüştü. Mürettebat, yakıt dolu uçağı denize itmek zorunda kaldı.
27 Mayıs sabahı, saat 7:10’u geçerken, Lütjens son sinyalini gönderdi: Bir denizaltı ile randevu talebi. Ama çok geçti. Bismarck yalnızdı ve İngiliz filosu yaklaşıyordu.
8. KUTSAL İNTİKAM: SON SAVAŞ
Sabah gri gökyüzüyle doğdu. Amiral Tovey, saldırıyı tam gün ışığına kadar erteledi. Zırhlı kruvazör HMS Renown, Hood’un kaderini paylaşmamak için uzakta tutulacaktı. Zırhlı HMS Rodney ise 15.000 yardaya kadar yaklaşma ve istediği gibi manevra yapma izni aldı.
Saat 8:47’de Rodney ilk atışını yaptı. Saniyeler sonra amiral gemisi King George V onu takip etti. Bismarck karşılık verdi, ancak kontrolsüzdü ve tek başarılı isabeti Rodney’e hafif bir sıkışma hasarı verdi.
Saat 9:00’dan hemen sonra Rodney’nin 16 inçlik mermileri, Bismarck’ın üst yapısına çarptı, ana atış kontrol direktörünü yok etti ve içindeki kıdemli subayların çoğunu öldürdü. Bismarck’ın top kuleleri birer birer susturuldu. Ağır kruvazörler Norfolk ve Dorsetshire de 8 inçlik toplarıyla katıldı.
Gemi, artık kör ve dilsizdi.
Birinci Subay Hans Oels, hayatta kalan en yüksek rütbeli subay olarak, bölmeden bölmeye koştu. Bir subayın son ve en ağır görevi, onurunu kurtarmaktı. Oels, batırma emrini haykırdı: “Su geçirmez kapıları açın! Patlayıcıları hazırlayın! Gemiyi terk edin!”
Ancak King George V’den gelen bir mermi Oels’i ve yüzlerce kişiyi öldürdü. Şimdi, mühendislik subayı Gerhard Junack, son yıkım emrini veren kişiydi. Junack, patlayıcıları ateşledi ve motor mürettebatına tahliye emri verdi.
Bismarck’ın topları susmuştu, ancak gövdesi hâlâ yüzüyordu. İngilizler, geminin bu inatçı direnişi karşısında şaşkın ve öfkeliydi.
9. BİZ BİSMARCK’I KENDİMİZ BATIRDIK
Saat 10:20’yi geçerken, her iki İngiliz zırhlısı da yakıtlarının bitmesi nedeniyle geri çekilme emri aldı. Amiral Tovey, Bismarck’ın hâlâ yüzdüğünü görmekten rahatsızdı. Kruvazör Dorsetshire’a yaklaşmasını ve torpido kullanmasını emretti.
Saat 10:35’te Dorsetshire’dan atılan son bir torpido, Bismarck’ın zaten su basmış tarafına çarptı.
Gemi yuvarlanmaya başladı. Güverteler dikey hale geldi ve yüzlerce adam buzlu suya atladı. Beş dakika sonra, 50.000 tonluk dev, okyanusun dibine doğru battı. Devasa bir girdap, yüzlerce denizciyi aşağı çekti.
İngilizler zafer çığlıkları atıyordu. Ancak geminin kalbinde, mühendis Junack ve ekibi görevlerini tamamlamıştı.
Dorsetshire ve Maori adlı destroyerler, buzlu Atlantik’ten 109 Alman denizciyi kurtardı. Bir Alman denizci, kolları olmadan suya düştüğünde, dişiyle bir ipe tutunarak hayatta kalmıştı. Ancak, olası bir denizaltı tehdidi nedeniyle kurtarma operasyonları aceleyle terk edildi ve yüzlerce kişi, soğuk suyun merhametine bırakıldı.
Bismarck’ın 2.200’den fazla kişilik mürettebatından sadece 114 kişi hayatta kaldı. Hood’dan kurtulan sadece üç kişi gibi. İki gün içinde iki dev gemi kaybolmuştu ve 3.500’den fazla adam ölmüştü. Atlantik, onların mezarı oldu.
Deniz tabanında 15.800 fit derinlikte bulunan enkazın incelenmesi, Bismarck’ın gerçekten de mürettebatı tarafından batırıldığını doğruladı. İngiliz mermileri onu parçalamış, ama batıramamıştı.
Bismarck, batırılamayan bir gemi olarak hatırlanmaz. O, onuru için kendini feda eden bir mürettebatın hikâyesidir. O, askeri dehanın, son nefesine kadar görev bilincinin ve acımasız takibin unutulmaz destanıdır.
News
Yıldız Sarayı’nda Bir Hükümdarın Yalnızlığı: Kayıp Yılların Unutulmaz Sırrı
Yıldız Sarayı’nda Bir Hükümdarın Yalnızlığı: Kayıp Yılların Unutulmaz Sırrı 1. AÇILIŞ: TAHTIN GÖLGESİNDEKİ BÜHRAN Cevdet Bey, Yıldız Sarayı’nın loş koridorlarında,…
Ufukların Sultanı: Osman’ın Gözünden Kanuni Devri, Kaderin ve Askerliğin Ağırlığı
Ufukların Sultanı: Osman’ın Gözünden Kanuni Devri, Kaderin ve Askerliğin Ağırlığı Osman, 25 yaşındaydı. Uzun boylu, çatık kaşlı ve Yeniçeri Ocağı’nın…
Ankara Savaşı’nın Gizli Silahı: Susuzluk, İhanet ve Yıldırım Bayezid’in Zincirlere Vuruluşu
Ankara Savaşı’nın Gizli Silahı: Susuzluk, İhanet ve Yıldırım Bayezid’in Zincirlere Vuruluşu Durdurulamaz görünen bir imparatorluğu nasıl yok edersiniz? Avrupa ve…
Barbaros’un Denizdeki Delileri: Yalınayak Savaşçıların Kayıp Destanı ve Ganimetin Sırrı
Barbaros’un Denizdeki Delileri: Yalınayak Savaşçıların Kayıp Destanı ve Ganimetin Sırrı Tarih kitapları, atların nal seslerini, yeniçerinin heybetini ve karada kazanılan…
El Último León de la Fe: El Héroe que Defendió la Tumba del Profeta contra el Oro Inglés y la Traición
El Último León de la Fe: El Héroe que Defendió la Tumba del Profeta contra el Oro Inglés y la…
Maltepe Sırtlarında Bir Ok Değil, Kader Uçtu: Bizans Anadolu’yu Bıraktı
Maltepe Sırtlarında Bir Ok Değil, Kader Uçtu: Bizans Anadolu’yu Bıraktı O günün sabahını hâlâ hatırlarım. Güneş, Marmara’nın üzerinden doğarken ışığı…
End of content
No more pages to load







